Tuesday, February 28, 2006

SOBELENMİŞİM

Banu sobelemiş beni.

Yaptığım 4 iş:
*Anaokulunda cimnastik eğitimi
*Anketör
*Stand hostesi
*Halkla İlişkiler (halen)
4 film veya dizi:
*Pretty Woman
*American History X
*Grease
*Babam ve Oğlum
4 televizyon programı:
*Şahan
*Benimle Dans Eder Misin?
Yaşadığım 4 yer:
*Sadece İstanbul
En sevdiğim 4 yiyecek:
*Makarna
*Köfte
*Yaprak Sarma
*Sosyete Mantısı
Hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:
*Bodrum
*Sapanca
*Kaş
*Kazasker:)

Benim sobelediğim kişiler ise Eda ve Belma

Thursday, February 23, 2006


Baba Evinden Ayrılmak Çok Zormuş

Kısa bir süre sonra evleneceğim ve sıcacık babayuvasından ayrılacağım.
Sevdiğim, çok aşık olduğum bir adamla evleniyorum, inanılmaz mutluyum ama bir yandan da kalbimin bir yeri acıyor. Ablam evlendiğinde herkese ayrı ayrı not yazmıştı, o zaman anlamamıştım onu. Neden böyle birşey yaptı demiştim içimden. Ama galiba şimdi ben sadece not yazmakla kalmayacağım .

Baba evinden ayrılmak gerçekten çok zormuş bu kadar zor olacağını hiç tahmin etmemiştim.
Babama yalvarıp her akşam sırtımı kaşıtamayacağım, annemle babam yattıktan sonra dedikodu yapamayacağım, babamdan gizli aldığı kıyafetleri göremeyeceğim (hep gizli alır, sonra dayanamaz gösterir komik kadındır:)), Mehmet'in "IŞIK", KAPI" gibi emir kelimelerini her akşam duyamayacağım.

Çok uzağa gitmiyorum ama babamdan, annemden ailemden bu kadar ayrılmak bile içimi garip yapıyor...

Şimdi anlıyorum ablacım seni, aşık olduğum adamdan çocuğum olduğunda da galiba annemi anlayacağım.

Monday, February 13, 2006



VATANDAŞ NASIL DİNLENİR?

Başka hiç birşey söylemek istemiyorum, gerekte yok...

Aradaki farkı önce kimin anlaması gerekiyor bilmiyorum... Siz biliyor musunuz? Ya da farkında mısınız?

Tuesday, January 03, 2006

Yıkın heykellerimi

‘Ey milletim, Ben, Mustafa Kemal’im...
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
Hala en hakiki mürşit, değilse ilim,
Kurusun damağım, dilim.
Özür dilerim...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Özgürlük hala, En yüce değer değilse eğer...
Prangalı kalsın diyorsanız, köleler...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
Ortaçağ’a taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız Sanatın içine tüküren adamı...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
Anlamı kalmadıysa Yurtta sulh, dünyada barışın.
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Özlediyseniz fesi, peçeyi.
Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
Hala medet umuyorsanız Şıhtan, şeyhten, dervişten.
Şifa buluyorsanız, Muskadan, üfürükçüden...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek...
Kara çarşafa girsin diyorsanız, Yobazın gazabından ürkerek...
Diyorsanız ki, okumasın Kadınımız, kızımız;
Budur bizim alın yazımız...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi...

Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet...
Özlemini çekiyorsanız, Saltanatın, sultanın...
Hálá önemini anlayamadıysanız, Millet olmanın...
Kul olun, ümmet kalın, Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın...
Unutun tüm dediklerimi.
Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.

RAHAT BIRAKIN BENİ...’

Monday, January 02, 2006

BERNARD SHAW

Arkadaşım Eda göndermiş, çok hoşuma gitti ben de blog'uma yazmak istedim...


"Bir konser çıkışında ünlü kemancı Fritz Kreisler'in bir hayranı ona doğru koşarak coşkuyla,

''Sizin kadar güzel çalabilmek için bütün hayatımı verirdim,'' der.

Kreisler cevap verir: ''Ben verdim.''

''Yaşam bir serüvendir, hazır bir reçete değil...''

BERNARD SHAW

Thursday, December 29, 2005

Bisiklet Yolu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi araç trafiğine kapalı olmak kaydıyla toplamda yaklaşık 650 km uzunluğunda bisiklet yolu yapma projesini yakın zamanda hayata geçirmeyi düşünüyormuş. Bu sebeple internet üzerinde bir anket çalışması başlatmış.

Eğer siz de benim gibi trafikten bayılmak üzereyseniz lütfen ankete katılın.

http://www.ibb.gov.tr/ibb/popup/tr-tr/ulasim/anket.aspx

Yeni Yıl

Uzun süredir herkes bloglarında yeni yıldan beklentilerini, isteklerini, 2005 yılına ait hesaplaşmalarını listeliyor...

Ben hiçbir zaman Aralık ayına özel bu tarz listelemeler yapmadım. Kendim ile ilgili hep bir yerlerde yazılı kısa notlarım oldu ama bu notlar hiç bir zaman yeni yıla özel olmadı. Benim listelerim hep şöyle başladı; "bundan sonra ..."

Bu listelemeler sadece yeni yılla sınırlı kalmamalı diye düşünüyorum, aksi takdirde hayatı ertelemiş olmuyor muyuz? "Bu yıl böyle yapacağım"; "Bu yıl bunları okuyacağım" gibi...

Bence kendimizle yaşadığımız hesaplaşmalar da yıllık olmamalı; her akşam yattığımızda o günün hesabını kendimize verebilmeliyiz. "Bugün işte ne yaptım", "Bugün kendim için ne yaptım", "Bugün aileme ne kadar zaman ayırdım"...

Günlük koşturmaca içinde bir de buna vakit ayıramam diye düşünüyor olabilirsiniz. Başlarda çok sıkıcı kabul ediyorum. Ama 1-2 gün içinde buna alışıyorsunuz ve inanın ertesi gün sizin için daha güzel bir gün oluyor.

Yani sizin için her gün 1 Ocak oluyor:) (Baba; deliye her gün bayram dediğini duyar gibi oluyorum:))

Herkese sevdikleri ile birlikte mutlu, sağlıklı, huzur dolu ve bol paralı bir 2006 diliyorum...

Monday, December 26, 2005

Sosyal Yardım Mağazası..

Taksim'de, meydandan tünele doğru giderken Galatasaray Lisesi'ne gelmeden önce sol tarafta kalan Istavrit Kitabevi'nin hemen yanında bir mağaza var.
Sosyal Yardım Mağazası.

Kaymakamlığın verdiği bir hizmet bu. Çok basit şekilde ne yaptıklarından bahsetmek istiyorum: Bu mağaza sarı kimlikler hazırlıyor, bunu muhtarlıklara dağıtıyor, muhtarlar maddi durumu kötü olan ailelere bu kimliklerden veriyorlar, bu aileler bu kimliklerle bu mağazaya gelerek her altı ayda bir altı parçaya kadar alışveriş yapabiliyorlar. Herhangi bir ücret ödemeden. Ürün yelpazesinde kırtasiye eşyaları ve giyecekler var, fakat kitap, oyuncak ya da aklınıza gelen benzeri yardım malzemeleri ile gittiğinizde onları da teşekkürlerini sunarak alıyorlar.
İnsanlar bu mağazaya giderek giyecek, kırtasiye malzemesi bırakıyorlar ve bunları alacak durumu olmayan insanlar da onların bıraktıkları eşyalardan ihtiyaçları olanı alıyorlar; son derece basit ve çalışan bir yöntem.

Adres:

Beyoğlu Kaymakamlığı
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfı Başkanlığı
Sosyal Yardım Mağazası
Kuloğlu Mah, İstiklal Caddesi, No: 235
Beyoğlu, İstanbul.
Mağaza : (212) 251 83 44
Vakıf : (212) 292 48 34


Hafta içi Taksim'e bir dahaki gidişinizde "orda böyle bir yer vardı değil mi" diyip kullanmadığınız eşyaları bir torbaya doldurup götürün. Onları kullanacak insanlar var.

Free Counters
Web Counter